Cinque Terre

Bardağın Boş ve Dolu Tarafı...


Dost sohbetlerimizde, sanayici meclislerinde, iş dünyası toplantılarında, demokrasi aşığı olduklarını çok iyi bildiğim kişiler, bir yıl içinde yapılan 3 büyük seçimin yarattığı sıkıntılardan dem vuruyorlar.

Elbette bu şikayetler hiç de sebepsiz değil. Son dönemde ekonomimize yapılan check-up’lar üretim cephesindeki olumlu ve olumsuz durumları ayrıntılarıyla gözler önüne serdi:

Bir kere şu ortaya çıktı ki, Türk sanayisi en zor koşullarda dahi kendi ana faaliyetinde erişmiş olduğu birikim ve dayanıklılık gücüyle üretimini başarıyla sürdürüyor.

Sanayimiz yüksek teknolojiden daha fazla yararlanıyor. Yaratılan katma değer içinde 2017 yılına yüzde 3.6 olan yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı 2018’de yüzde 5.3’e yükselmiş.

Sanayici arkadaşlarımızın üretici ve ihracatçı olarak yazdığı destanları birçok kez burada vurgulamıştım. 2018 yılı verileri sanayi ihracatının önceki yıla göre yüzde 7’nin üstünde arttığını ortaya koyuyor. Üstelik finans olanaklarımız başka ülkelerin olanaklarının çok gerisinde iken bu başarı sağlanmış.

Ama, öte yandan, üretimi ve ihracatı üstün biçimde başaran şirketlerimizin finansman yapısında ise olumlu tablolar gözükmüyor. Finansmanın mali tablolarda yol açtığı bozulmalar, sözünü ettiğimiz başarıların sürdürülebilir olmadığını gösteriyor.

Firmalarımızın kısa vadeli borçlarının toplam borçlar içindeki payı çok yüksek. Dünya ortalamasının neredeyse iki katı. Şirketlerimizin kullandığı kredilerin süresi az ve faizler de çok yüksek. Bu ortamda, yüzde 30’lara ulaşan faizler doğal olarak üretici kardeşlerimizi ürkütüyor, heveslerini kırıyor.

Finansman giderlerimizin esas faaliyet karı içindeki payı geçmiş yıllarda bizim çok yüksek bulduğumuz yüzde 50 düzeyindeydi. Şu anda bu oran yüzde 90’lara kadar yükseldi. Yüksek kredi faizlerine ek olarak her türlü bahane ile sıçrama yapan kur artışları elbette ki şirketlerimizin bilançolarının yüzünü karartıyor.

Başta söylediğim gibi seçimlerle azımsanmayacak bir zamanı kaybettik. Şimdi, çok kısa vadede makroekonomik güven ve istikrar sağlanmalı, yeni bir heyecan dalgası yayılmalı, faizlerin ve enflasyonun düşmesi en öncelikli konular olmalıdır.

Ancak, şunu da vurgulamalıyım ki ne kadar zorda da olsak moralimizi bozmadık, umudumuzu hiç yitirmedik. Daha önce de birçok kriz yaşadık ve hepsi geride kaldı. Merak etmeyin sanayici dostlarım, bu da geride kalacak ve yine açık denizlerde hızla yol alacağız.

Eyüp SÖZDİNLER
ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı