ÇERKEZKÖY ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ

Üreten şehirler Türkiye’yi daha da güçlendiriyor

Bazı şehirler vardır; yalnızca üzerinde yaşanılan top­raklar değildir. Bir ülkenin geleceğine yön veren, alın terini üretime, üretimi refaha dönüştüren merkezlerdir. Tekirdağ, bugün böyle şehirlerden biridir. Marmara’nın bere­ketiyle sanayinin gücünü buluşturan bu güzel kentimiz, yıllar içinde yalnızca fabrikaların yükseldiği bir üretim havzası değil, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına omuz veren güçlü bir sanayi merkezi haline gelmiştir.

Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi ise bu büyük hikâyenin yalnızca tanığı değil, bizzat taşıyıcılarından biridir. 50 yıllık bi­rikimiyle ÇOSB, üretimin sınırlarını fabrika duvarlarının dışına taşıyan bir anlayışı temsil etmektedir. Çünkü gerçek anlamda güçlü bir sanayi yalnızca üretmez, bulunduğu coğrafyayı da dönüştürür. İstihdam yaratır, çevresindeki yaşamı geliştirir, eği­time katkı sunar, sosyal sorumluluk üstlenir ve kendisini içinde bulunduğu toplumdan ayrı görmez.

Kapaklı Devlet Hastanesi’nin hizmete açılması, işte bu anlayışın en anlamlı örneklerinden biridir. ÇOSB tarafından yaptırılan bu değerli eser, sanayicimizin kazandığı değeri yaşadığı topluma geri verme sorumluluğunun somut bir ifa­desidir. Tekirdağ Valisi sayın Recep Soytürk’ün de ifade ettiği gibi, bölgemiz sanayicilerinin eğitimden sağlığa uzanan hayır­severlik anlayışı son derece kıymetlidir. Sağlık Bakanı sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı sayım Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla açılışını yaptığımız hastane, bireysel hayırseverliğin ötesinde, kurumsal bir so­rumluluğun ve ortak aklın eseridir. Sanayi Bakanımız Kacır’ın ifadesiyle, üreten sanayimizin bulunduğu şehrin sosyal alt­yapısına değer katması, sanayicimizin şehrine ve çalışanına sahip çıkma anlayışının güçlü bir tezahürüdür.

Bu eserin anlamı, yalnızca bir hastane binasından ibaret değildir. Bu hastane, sanayi ile şehir arasındaki bağın ne kadar güçlü olabileceğini gösteren bir semboldür. Fabrika­larında Türkiye için üreten insanların, ihtiyaç duyduklarında yine kendi şehirlerinde nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmeleri; üretimin insandan, insanın da yaşadığı çevreden bağımsız düşünülemeyeceğinin en güzel göstergesidir.

Tekirdağ’ın bugün ulaştığı sanayi gücü de tesadüf değildir. Kentimiz, Türkiye’nin yatırım ve üretim haritasında giderek daha önemli bir ağırlık kazanmaktadır.

Ancak bir şehrin yükselen sanayi binalarına bakarak geleceğin güvence altında olduğunu düşünmek bizi yanıltır. Türkiye sanayisinin bugün karşı karşıya bulunduğu tablo, başarılarımız kadar çözmemiz gereken sorunları da açık biçimde ortaya koymaktadır.

Sanayicimiz bugün yalnızca üretim yapmıyor; aynı zaman­da yüksek maliyetlerle, finansmana erişimdeki güçlüklerle, zayıflayan talep koşullarıyla, enerji fiyatlarıyla, kur ve rekabet baskısıyla ve giderek sertleşen küresel yarışla mücadele ediyor. Üstelik bütün bunları yaparken yatırım yapması, tekno­lojiye ayak uydurması, yeşil dönüşümünü gerçekleştirmesi ve ihracat pazarlarındaki konumunu koruması bekleniyor.

İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye İmalat PMI verileri, sanayimizin nabzını tutmaya devam ediyor. Ağustos ayında PMI’ın 48,1 seviyesinde gerçekleşmesi ve 50 eşik değerinin altında kalması, imalat sanayisindeki faaliyet koşullarının hâlâ daralma bölgesinde bulunduğunu gösteriyor. Bu rakamların her birinin arkasında bir fabrika, bir yatırım kararı, yüzlerce ça­lışanın emeği ve bir sanayicinin geleceğe ilişkin hesabı vardır. PMI’daki her gerileme, yalnızca bir endeks değerindeki deği­şiklik değildir; üretim hattındaki bir yavaşlamanın, ertelenen bir yatırımın veya artan bir maliyet baskısının habercisi olabilir.

İstanbul Sanayi Odası Başkanı sayın Erdal Bahçıvan’ın sanayisizleşme riskine ilişkin uyarıları bu nedenle büyük önem taşımaktadır. Ankara Sanayi Odası Başkanı sayın Seyit Ardıç’ın üretim istikrarının korunmasına yönelik çağrıları da aynı gerçe­ğin altını çizmektedir. Enflasyonla mücadele elbette vazgeçil­mezdir. Ancak fiyat istikrarını sağlarken üretim kapasitemizi, yatı­rım iştahımızı ve sanayicimizin rekabet gücünü zayıflatmamamız gerekiyor. Çünkü sanayi yalnızca bugünün ekonomisini taşıyan bir sektör değildir. Sanayi; geleceğin teknolojisini, istihdamını, ihracatını, katma değerini ve bağımsızlığını inşa eder.

Bugün dünyada ülkeler yalnızca pazarlarını değil, üretim güçlerini de korumak için yarışıyor. Tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor, teknoloji savaşları kızışıyor, yeşil dönüşüm yeni rekabet kuralları getiriyor. Böyle bir dönemde Türkiye’nin üretim gücünü koruması yetmez; onu daha yüksek katma değerli, daha teknolojik, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir yapıya taşımamız gerekir.

ÇOSB olarak biz, bütün bu zorlu tabloya rağmen geleceğe güvenle bakıyoruz. Çünkü elimizde yalnızca fabrikalarımız ve üretim kapasitemiz değil; yıllar içinde oluşmuş güçlü bir sana­yi kültürü, çalışkan insanlarımız ve ülkemize karşı taşıdığımız sorumluluk duygusu var.

ÇOSB, yeşil ve sürdürülebilir sanayi hedefinde bir kez daha zirveye çıktı. Gümüş seviyeden Altın seviyeye yükse­len ÇOSB, Türkiye’de Yeşil OSB belgesine sahip 31 OSB arasında bu başarıya ulaşan ilk OSB oldu. Bu tarihi başarı, ÇOSB’nin çevreye duyarlı üretim anlayışının gurur verici bir göstergesidir.

Tüm sanayici dostlarıma mutlu, huzurlu, bereketli üretim günleri diliyorum.

Eyüp SÖZDİNLER
Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi
Yönetim Kurulu Başkanı

Scroll to Top