ÇERKEZKÖY ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ

Üretimin Direnci, Türkiye’nin Geleceği

Küresel ekonomi, son yılların en karmaşık dönemlerinden birinden geçiyor. Bir tarafta jeopolitik gerilimler, diğer tarafta ticaret savaşları, enerji güvenliği tartışmaları ve yüksek faiz ortamı… Dünyanın en büyük ekonomileri bile büyüme konusunda temkinli mesajlar verirken, sanayi üretiminin önemli bir gerileme içinde olduğu görülüyor.

Son açıklanan İSO Türkiye PMI verileri, sanayicinin karşı karşıya olduğu tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Nisan ayında PMI verisi 45,7 olarak açıklandı. Bu rakam, son üç yılın en düşük düzeyi. PMI endeksinin uzun süredir 50 eşik değerinin altında seyretmesi, üretimde yavaşla­manın sürdüğünü, siparişlerde ve kapasite kullanımında baskının devam ettiğini gösteriyor. Özellikle finansmana erişim maliyetlerinin yüksek seyri, dövizin baskılanması, iç pazardaki daralma ve küresel talepteki kırılganlık, reel sektör üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor.

Türkiye ekonomisi önemli bir dezenflasyon programı uyguluyor. Para politikasındaki sıkı duruş, enflasyonla mücadele açısından kritik bir işlev üstlenirken, şu anda ara verilen kontrollü faiz indirimleri de reel sektör açı­sından dikkatle takip ediliyor. Savaş nedeniyle tedirgin olan iş dünyası, savaşın hızla sona ererek finansman maliyetlerinin daha öngörülebilir ve yönetilebilir seviye­lere gelmesi beklentisinde. Çünkü üretim ekonomisinin sürdürülebilirliği için yalnızca fiyat istikrarı değil, yatırım ikliminin güçlenmesi de gerekiyor.

Sanayi sektörü açısından bakıldığında bugün en önemli ihtiyaç öngörülebilirliktir. Sanayici yatırım yapar­ken yalnızca bugünü değil, önündeki 5-10 yıllık dönemi hesaplamak zorundadır. Enerji maliyetlerinden kur istik­rarına, finansmana erişimden ihracat pazarlarına kadar her başlıkta güven veren bir ekonomik çerçeve büyük önem taşıyor. Bu konuda zaten sıkıntılı olan sanayiciler, savaşın yarattığı olumsuz etki ile yatırım projelerini ileri­ye erteleyerek beklemeyi tercih etti doğal olarak.

Tüm bu gelişmeler ışığında, ülkemizin ekonomik direncini artırmaya yönelik atılan adımlara da değinmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” kapsamındaki yeni vergi ve teşvik paketi, bu bağlamda stratejik ve doğru bir hamledir.

Paketin temelini oluşturan kurumlar vergisi indirimle­ri, üretim ve ihracat odaklı büyüme modelimize yapılan güçlü bir yatırımdır. Özellikle imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, diğer ihracatçı ku­rumlar için ise yüzde 14’e düşürülmesi rekabet gücümüzü artırmaya katkı sağlayacaktır. Bu düzenleme, firmalarımı­zın küresel pazarlarda daha etkin rol almasının ve döviz kazandırıcı faaliyetlerini artırmasının önünü açacaktır.

Savaşın global çapta ve ülkemizde iki büyük olumsuz etkisi olacağı kesin gibi. Büyüme azalacak ve enflasyon artacak. Büyümenin azalması üretimin de azalması, geri­lemesi anlamına geliyor net olarak. Özellikle ülkemizdeki enflasyonun yüksekliği ve daha da artmaya meyilli olma­sı da maliyetlerin durmaksızın artacağı anlamına geliyor. Görünen o ki enerji fiyatlarındaki artış da sürecek. Bir ba­rış anlaşması yapılması ve Hürmüz Boğazı’nın açılması halinde bile petrol fiyatlarının eski haline gelmesinin yılın son aylarını bulacağı özellikle vurgulanıyor.

Üretici ihracatçının döviz sorunu ise aynen yerinde duruyor. Dövizin baskılanması nedeniyle çok yüksek maliyetlerle ortaya konulmuş ürünlerin, neredeyse hiç kar olmadan, pazarı elde tutmak amacıyla ihraç edilme­sinden elde edilen dövizin faydası olmuyor.

Bugün Türkiye’nin en büyük ve acil ihtiyacı; üretimi merkeze alan uzun vadeli bir ekonomik vizyondur.

Kısa vadeli dalgalanmalar elbette olacaktır. Ancak tarih bize göstermiştir ki; üreten ülkeler ayakta kalır, sanayisini koruyan ülkeler güçlenir. Türkiye’nin geleceği de üretimde, ihracatta ve teknolojik dönüşümdedir.

Bizler sanayiciler olarak ülkemizin potansiyeline ina­nıyoruz. Türkiye’nin sahip olduğu girişimcilik ruhu, üretim kültürü ve genç insan kaynağı doğru politikalarla birleşti­ğinde çok daha güçlü bir ekonomik hikâye yazılabilir.

Çünkü biliyoruz ki güçlü sanayi, güçlü Türkiye demektir.

Sanayici dostlarıma savaşsız, mutlu, güzel, sağlıklı üretim günleri diliyorum.

Eyüp SÖZDİNLER
Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi
Yönetim Kurulu Başkanı

Scroll to Top